Tam 25 aydir (bugun itibariyla tami tamina 25 ay :D) surdurdugumuz basbasa hayatimiza yarindan sonra pembe bir melek katilacak. O 9 aydir 'ben geliyorum' diyor. Aslinda sen de duyuyorsun, gelip gobegimi oksadiginda bunu hissediyorum ama o gelince neler olacagini merakla sen de bekliyorsun ayni bizim gibi, eminim. Hayatimiz yeterince renkli seninle, biliyorum ama baska bir renk daha katilsin aramiza istedim. Minik bir varlik hepimize iyi gelecek, hepimize mutluluk getirecek biliyorum, biliyorsun. Sana yeni bir oyuncak, bana yeni bir mesgale, babana da yeni bir opup koklanacak kuzu olacak o. Renginin seninkinden farkli olmasi da hayatimiza ikinizi kattigi anlamin ne kadar onemli ve farkli oldugunu anlatiyor. Sen o pur nesen, gulen gozlerin, minik ama guclu ellerinle surekli elektronikle ilgilenirken gelecek minik kelebegimiz daha cok kucuk olacak, onun da gozlerinin ici gulecek seni gorunce ayni senin gibi, o da buyuyunce ellerini senin gibi kullanacak, en onemlisi o da seni coooooook sevecek ayni bizim senin icin deli oldugumuz gibi.
Ilk goz agrim, gulec prensim, tatli oglusum... Hayatimiza kattigin anlami ne ben sana anlatabilirim, ne edebiyatim ne kelimeler ne de bloglar buna yeter, ne de baban. Sen geldiginden beri nasil degistigimizi, nelere onem verdigimizi, senin icin nelerden vazgecip hayatimiza neler kattigimizi (kesinlikle sitem degil, olumlu olan herseyden bahsediyorum) sen biliyorsun zaten. Uyku saatlerimiz, gezmelerimiz, misafirliklerimiz, herseyimiz hatta nefes alislarimiz bile sana endeksli. Sen nasil istersen oyle oluyor, sen ne kadarina musaade edersen o kadar... Simdi bu bayragi senden gecici olarak alacak (en azindan 1-2 sene kadar :D) bir melek geliyor. Artik hepimiz ailece o melege ayak uyduracagiz. Senin o minik ellerin gulec yuzun ve neseli cigliklarinla bize nasil yardimci olacagin asikar zaten. Eminim sen de bizim kadar ozen gosterip ilgileneceksin minik kardesinle. Ileride de ona kol kanat gerip guzel olan herseyi beraber yasayacaksin onunla.
Merak etme aslan oglusum, kardesin de eli bos gelmiyor, o seni unutmadi gelirken. Senin de onun hayatina katacagin anlami, neseyi, yardimi hissetmis olmali ki elleri kollari dolu dolu geliyor 9 aylik yolculugundan. Eminim bu bile seni neselendirmeye yeter, onu daha cok sevmeni saglar.
Gonlun rahat olsun ilk goz agrim. Sen hep bizim ilk goz agrimizsin, hep oyle kalacaksin.
Buralarda dogum gununu erken kutlamak ugursuzluk getirir derler. Batil itikatlara hic duskun olmadigimdan guler gecerim.
10 gundur kendini hastaliktan kurtaramadigindan mi, biri(leri)nin kem gozunun ugursuzlugundan mi yoksa tamamen bir virusten mi bilemiyorum ama 10 gundur perisan oldun, perisan olduk.
Dogum gununden cok once baslamisti zaten huysuzluklarin. Yayanin teorisine gore cocuk/bebek aydonumunde huysuz olurmus! Hani kiz cocuklari icin boyle dense anlarim, kadin kismi, olabilir diye :D ama yine de yakistiramiyorum boyle onyargilari ben hele de bebeklere, cocuklara, bir de senin gibi azililara :D
Yememe, icmeme, usutme, hafif ates, kusma-ishal derken hadiiiii diyip atlattik herseyi bazen doktorsuz bazen de hafif doktor destegiyle. En cok da yayanin yoksayilamayacak destegiyle tabii ki! Ama su dogum gununden itibaren ne nezlen gecti, ne huysuzlugun, ne istahsizligin, ne oksurugun ne de atesin. Bugun gordugum 2. buyuk azi disini patlatmanla bunlarin aciklamasini getirsen de tedbiri elden birakmamak adina nicin 2 yilda turp gibi buyuyen cocugumun nicin 8 gun icinde aniden bu kadar badire atlatmaya calistigini merak ediyorum. Dedim ya burada erken kutlanan dogum gununun ugursuzluk getirecegine inanilir. Bense nazara inanmasam da 2 aydir yasadiklarimi(zi), ugursuzlarin kem gozlerine ve kotu sozlerine bagliyorum. Ya da belki sadece basit bir virustur bilemem :D
Yeni yasina beraber girdigin su ugursuz hastaliklardan uzak bir yeni yas diliyorum tekrar sana minik melegim. Hastalik hiiiic yakismiyor sana. Kutuphanelere, masalara, sehpalara, hatta duz duvara tirmanan bir akil kupune halsiz halsiz yatmak, uyumak, oksurukten uyuyamamak ve tum gunu perisan gecirmek o kadar yakismiyor ki....
Hemen iyiles tamam mi, canimin obur yarisi, ilk goz agrim, bir tanem benim...
Gunlerini, aylarini ve attigin her adimin santimetrelerini bile sayarken sira yillarini saymaya da geldi. Kim inanirdi ki sen buyuyeceksin de ikinci dogum gununu kutlayacagiz pur nese, yorgunlugu, hastaligi ve can sikintisini hice sayarak.
Seni o soguk ameliyathanede aglarken kucagima verdikleri ani hala yasiyor gibiyim. Bugunku gibi gulemiyordun, huzurunu rahatini bozdugumuz icin bize kizginligini aglayarak gosteriyordun 2005 senesinin o soguk 8 aralik gununde. Sonra gulmeyi ogrendin hemencecik ve hic unutmadin. En zor anlarinda, anlarimizda bile o sirin gulucugunle icimizi isittin, sicacik yaptin su soguk duvarlar arasindaki hayatimizi.
Hic bitmeyecek sandigimiz ilk 6 ayin, vaftizin, ilk emeklemen ve adimin, hareketlerinde hic sinir tanimayan erken ilk’lerin, ilk agun, ilk dogum gunun (en heyecanlisi :D) sonra hala saydigimiz ve pasta kestigimiz aydonumlerin, 1,5 yasin, ilk kelimelerin, ilk yemegin, ilk dondurman derken ikinci dogum gunun geldi catti, gecti bitti bile.
Heyecandan ve yorgunluktan ne oldugunu anlayamaz bir halde bugunu bitirmis olsam da hala sen sanki kucagima bugun kavusmussun gibi heyecanliyim, uyuyamiyorum tum yorgunluguma ragmen. Sen oglen uykunu uyumamakta israrli tavrinla aksamki huysuzlugunu bize isaret ederken, biz sensiz de olsa pastani tekrar kestik, mumlarini tekrar ufledik. Sen o sicacik yataginda mutlu huzurlu pufborek misali misil misil uyurken biz senin yoklugunda seni yasadik yine de.
Dogum gunu onceden kutlanmazmis da ugursuzluk getirirmis de soyleymis de boyleymis de... Yine her zamanki gibi bu soylemlere kulak asmadan 6 aralik gunu kutladik ilk kez 2. dogum gununu. Davet icin onceden ozenle hazirlanan kartlar, 2 yillik gelisimini gosteren videodan olusan cd'n ve gelecek cocuklar icin hazirlanan cikolatali, findik fistik cevizli, bol sekerli ve the cars temali paketler, tabak, bardak ve kamislar en heyecanli kismiydi dogum gununun. Tum bu hazirliklar zaten onceden yapilmis, pastan da hafta basindan siparis verilmisti. Gecen seneki donald duck yegenleri temali pastan bu sene azcik daha buyumus olmandan faydalanilip tren ve sirk temali secildi, balonlarla, mumlar yuklenmis trenle ve minik paylacolarla.
Persembe gunu en cok cocuk olmasina ozen gosterilerek hazirlanan davetli listesinde kimler yoktu ki. Alia, Felice, Melissa, Aleyna, Mari-Kristin, Niklas ve birsuru teyzelerin. Ilk fireyi gecen seneki gibi Niklas’ta verdik. Yine gecen sene oldugu gibi o gunun aksami Berlin yolcusu olduklarindan dogum gunune katilamiyorlardi. Persembe sabahi calan kapidan ilk hediyelerini alirken hala hediye paketi acma heyecanin olmadigi icin uzuluyordum. Sahane bir yazboz tahtasiyla ici sonsuz cikolata dolu bir muzik kutusu geldi sana ilk hediye olarak. Gunun ilerleyen saatlerinde en dakik davetlimiz Bayan Ramos geldi senin icin aldigi muzikli sarki kitabiyla. En sevdigin hediyen o oldu, tum gun elinden dusmedi, hala da oynamakta israr ediyorsun. Hemen akabinde Cicek tata oglu Julien’le geldi. Arakel hastalandigindan o yayasigilde kalmis. Sonra Jilda, Liza tatalarin tesrif ettiler. Yenge bir gun onceden ugradigi icin hediye cekini ilerde sana iletmek uzere hesabina ve cikolatani da huysuzlandiginda yedirmek icin bufenin ust raflarina kaldirdik. Ikinci firemiz de Mari-Kristin ve Zaruhi tatan oldu. Aleyna ve annesinden de ses cikmadi. Melissa ve Silvia tata geldiginde iyice huysuzlanmistin, getirdikleri oyuncaklar bile keyfini geri getiremedi. Yawas yawas yiyecek servisine baslarken de 16:30 gibi oldukca hatiri sayilir bir rotarla Alia’lar geldi yine hediyeleriyle. En sevdigi(miz)n lego geldi onlardan da. 5 gibi pastani kestik, cok eglendik hep beraber. Istanbul’dan da unutulmamistin yine. Dayin ve yayanlardan altin geldi, onlar da ilerde iletilmek uzere kasana kondu. Pastan da buyuk yayandan ;-)
Asil dogum gunun olan bugun ise hareketli basladi. Dunden yorgunlugumuzu uzerimizden atamadigimizdan bugune de yorgun basladik. Sen kahkahalarini atarken biz de afyonumuzu patlatmaya calisiyorduk eh ne de olsa aksama okkali misafirlerimiz vardi: Karlo&Gulsima, Anjel Hanim ve tabii ki Bahceci’ler. Zaten cumadan hazir olan zeytinyaglilara sabahtan hazirladigim taskebabini da ekleyince menu sebzeli pilav haric tamamdi. Ne de olsa Cumartesi isimizin cok olacagini bildigimizden masayi bile Cuma geceden hazirlamistim. Noel temali masa ortulerimiz, peceteliklerimiz mavi yemek takimlariyla tamamlanmisti. Her tabaga noel babali bir minik mandalla gul yapragi uzerine oraya oturacak kisinin ismi tutturulmustu. Her tabakta da o kisiye ozel minik bir hediye paketi vardi. Sabahtan herseyi hazir edince buna guvenip arkadas toplantisina katildim ancak aksama yine de stres oldu! Misafirler geldiginde genel anlamda hersey hazir sayilsa da sunu da yapiyim bunu da yapiyim seklindeydik. Sonucta hersey kusursuz oldu. Masam cok begenildi, yiyecekler de. Listeye bakinca: Zeytinyagli dolma, patlican salatasi, tarama, somon fume, kozlenmis biber, peynir, zeytin tabaklari, rus salatasi, kisir (nar eksili), yengec salatasi, yengec-fistik-kusuzumlu zeytinyagli enginar ve ana yemek olarak da taskebabiyla sebzeli pilav. Hafif yaktigim pilavi be konserveden cikan sazli enginarlari (tamamen istem disi olan bir aksilik) saymazsak hersey kusursuzdu diyebiliriz.
Arayip soranlara gelince… Geceyarisindan once ilk kutlayanlar maille Gulhan ve Bengu teyzelerin oldu. Geceyarisini az gece de tabii ki en vefali teyzen Gonul teyzen kutladi defalarca dogum gununu. (Kutlamalar MSN ve Facebook'taki videoda oldugu icin buraya koyamiyorum :((( ) Sabah daha uykumuz acilmadan Karakasli, Ece teyzelerinin smsleri geldi. Arayan, soran, sms yollayanlar arasinda tabii ki dogum gunu klasiklerin vardi: Vagars Dayi, Sarkis Dede, Suzan Yaya, Kokor Dayi, Elizabet&Fidan Tatalar, Aznif Yaya, Cousin Celine, Arlet Tata, taa Amerikalardan bizi unutmayan Arus Tata, Eva Tata, Nukhet Abla…. (unuttuklarim varsa kusura kalmasinlar)
Evet bir dogum gunun daha boyle gecti minik melegim….
Her gecen gunun seni ne kadar buyuttugunu, olgunlastirdigini, tum yaramazliklarina ragmen ne kadar uslandirdigini gordukce iyi ki varsin diyesim geliyor doya doya…
IYI KI VARSIN KUCUK ADAMIM BENIM
IYI KI DOGDUN HAYATIMIZA ANLAM KATTIN
IYI KI GELDIN ARAMIZA O SEN KAHKAHALARINLA EVIMIZI SENLENDIRMEYE
GULEN YUZUN HIC SOLMASIN
HAYAT YOLUN GUZELLIKLERLE DOLUP TASSIN
UZUN, MUTLU, UMUTLU VE SAGLIKLI GUNLERLE DOLU OLSUN OMRUN
SENI CANINDAN COK SEVEN MAMAN
Dogum gunu pastana AMAAAAAAAAN diye saldirisin :D
Yayanla...
Mamanla
Melissayla (mach mal pattug :D)
Julienle (emzik savasi)
Not 1: Gec gelen dogum gunu tebrikleri: Asli, Isil, Omur, Esin, Birgul, Yansi ve Roy
Not 2: Kutlama mailleri, sms'leri:
Arnomun doğumgünü kutlu olsun.. Minik abi... :) Ne büyük mutluluk dimi... Bir oğlun var bir de kızın olacak.. İkisininde hayrını gör inşallah.. Gulhan
GARİNECİM GUZEL OGLUSUN KOCAMANNNNN ABI ARNONUN DOGUM GUNU KUTLU OLSUN. YENI YASI YENI MUTLULUKLAR VE SAGLIK GETIRSIN ONA TUM AILENIZE. Bengu
Canim, kofte dudakli Arnomun dogum gunu kutlu olsun Ece&Ruzgar
Canim Garinem Arnocigimizin dogumgunu kutlu olsun hep en guzel gunlerin mutlulugunu gorelim birklite hepinize kucak dolusu sevgiler Karakasli
Arno'cugum sen double partilerde yorulmamissin ama ben sifir parti ve sifir dogumgunu cocugu hevesi ile kendi dogumgunumu unutmaya calisirken seni de unuttum! :( Insan yaslaninca boyle huysuz oluyor iste... Dogumgunun kutlu olsun. Nice mutlu saglikli neseli bol oyuncakli dogumgunleri diliyorum! Iyi ki dogdun! Insallah hastaligin gecti ve partinde bol bol azdin. Gerci bu azmis olman dilegime annen ne diyor bilmem ama bir gunluk kabul eder sanirim.. E onunki de can tabi, hele 2 canli oldugunu dusunursek... Seni boyle seviyor tabi, ama sen yine de onu cok yormamaya calis. Yakinda dunyaya senden bir tane daha geliyor, rengi pembe ama ben canavarlikta senden asagi kalacagini sanmiyorum... Bir de abi olacaksin, bu annenlerin sana verdigi en guzel hediye olacak omur boyu... Oyuncaklar falan hikaye. Hangisi seninle aci tatli herseyini omur boyu paylasabilir ki? Bir kardes sadece... Anneni hangi oyuncakla bir olup bu denli yorabilir pilini bitirebilirsin diyecegim simdilik kendince birkac oyuncak sayacaksin. Belki tava tencere kapagi bile onerebilirsin ama inan bana bunlar bir kardes ile katlanir... O da hep iyi ki varsin Arno diyecek sana... Dogumgunu mumlarini son kez tek basina ufledin, haberin olsun! Resimlerini bekliyorum sakin unutma... Gormem lazim seni! Coook uzaklardan kocaman opuyorum seni! Isil Nihan Iren Hanci
Canım Arno'nun doğum günü kutlu olsun. Sizlerle birlikte uzun, sağlıklı, başarılı yılları olsun. Arno 3.yaşını yanında kız kardeşi ile birlikte kutlayacak inşallah Herşey gönlünüzce olsun. Bizde bugün Vera'nın doğum günündeydik keşke sizde burada olsaydınız bugün hep birlikte olsaydık özledim seni Çok çok öpüyorum ikinizi Arno ya tekrar nice yıllar, kızımızı da okşa:) Aslı Akın Erkurt
Arno'cugumun yeni yasi kutlu olsun. Cok mutlu, saglikli, akilli, basarili, bol sansli olsun. Kendiyle barisik ve de huzurlu olsun. Hayalleri gercek olsun. Etrafina faydasi olsun, cok iyi dostlari olsun. Hep iyilerle, iyiliklerle karsilassin. Anasinin, babasinin, kardesinin yaninda olsun. Torunlariyla yegenleriyle oynasin. Anasi da bunlari gorsun, o da durup durup iyiki dogdun Arno desin :)) Omur
Arno'ya nice mutlu yıllar diliyoruz ailecek.. Mutlu huzurlu sağlıklı bol paralı bir hayat sürsün dileklerimle.. Esin
Canim minik Arno'mun d.gunu kutlu olsun. Yeni yasi ona mutluluk, saglik, pespembe bir kardes getrisin. Gec bir sms oldu ozur dilerim. Sizi seviyoruz. Yansi-Umut
Bir arkadasin yukaridaki resim uzerine sordugu sorudan yola cikarak birsuru soru buldum cevapsiz. Arkadasimin sordugu soru: 'Ne işi var bu eşşeğin raflarda?'. Asil sorulmasi gerekenlerse:
- O essegin raflardan once bufenin ustunde ne isi var ve oraya nasil tirmaniyor?
-Yemek masasinin ustunde niye zipliyor veya salon sehpasinda niye hopluyor?
Bugun oglen itibariyla 23. ayini devirdin. Simdi ilk dogdugun gunku resimlerimize bakiyorum da, nasil tonton, nasil pempis yanakli nasil kirmizi dudakliymissin. Ama degismeyen surat ifaden hala ayni.
Ne cok yasanmisligimiz var. Hastaligin, sagligin, ugruna omur verebilecegim bir gulusun, damlasina kiyamadigim gozyasin, her yeni hareketin, gunden gune genislettigin kelime hazinen, beraber soyledigimiz, dinledigimiz sarkilar, izledigimiz videolar, reklamlar, ayni bardaktan yudum yudum ictigimiz sular, elimden caldigin anahtarlar, daha saatlerce sayabilecegim seyler. Ne cok ortak animiz var, 24 saatini beraber geciren ana-ogul olarak. Her anini simdi yasanmis gibi hatirladigim yasamin, daha minicik bir ceninken bile minicik kipirtilarindan itibaren sana yazdiklarim, senin icin doktugum gozyasi, sevindigim anlar, gulusunle gulmem, aglamanla kahrolmam…
Sonra ilk gulusun, ilk disin, ilk hastaligin, ilk yemegin, ilk meyven, ilk cikolatan derken ilk yasin, ilk dogum gunun…
23 ayini tamamladigimiza inanmak oyle zor ki. Hele de daha seni sicacik yuvandan alip kucagima sicak havlular icinde verdikleri ani simdi gibi hatirlarken.
Senin 23. aydonum pastani yerken gelecek ay bugun tami tamina 2 koca yil gecirmis olacagimi dusundum demin. Sen sicak yataginda huysuz huysuz doneleyerek yorgun argin uyumusken gelecek ay bugun neler yasayacagimizi, neler yapacagimizi dusundum senin icin. Anneannen yanimizdayken ne kadar mutlu oldugunu, papagan gibi her dedigimizi tekrar etmeye calistigini, fatih urek gordugun yerde ‘hadeeeeee’ diye bagirislarini, disari ciktigimizdaki eglenmelerini, pusetinde kendini kemerle baglayip sonra ayaga kalkamayinca sinirlenmelerini, elaleme sirin sirin el sallayip cüüüzzz diye bagirmalarini, komsuya her ugradigimda elimden kacip iceri girerek kizinin oyuncaklariyla oynamani…….
Ne cok sey paylasiyoruz seninle, ne cok…
Bak minik melegimiz buyumus, kocaman olmus, aramiza gelmeyi hazirlaniyor, cok da az kaldi. Beraber daha ne guzel seyler yasayacagiz. Yeter ki senin o guzel gulen gul yuzun solmasin…
23. ayin kutlu olsun Tonti$’im, askim, hayatimin anlami, yasam gucum, ilk goz agrim…
Gecen sene vaftizin icin yaptigimiz Istanbul macerasini saymazsak bu ailece ilk tatilimiz olacak. Mallorca'da bir otele 15 gunlugune 'dinlenmeye' yani tatile gidiyoruz.
(...)
Hay dilimi essekarisi soksaydi da tatil, dinlenme demeseydim. Once ucaktaki azginligin, uyumaman ve gece uyuma saatini 22:00-23:00e sarkitmandan, ilk gunden baslayarak yememe protestonun sonsuza kadar surecegini anlamaliydim. Evet tum bu cumleler tatilin kisa bir ozeti! Eklenecek seylerse yememe eyleminin tatil boyunca surdugu, suyu (deniz havuz farketmez) cok sevmen, bizi tatile ciktigimiza cikacagimiza pisman etmen, otelde tum personelin gozbebegi olman.
Evet kisaca! boyle gecti ilk tatilimiz. Sabah 9 sularinda kahvalti, sonra havuz-deniz, sonra senin yememe savasini kazanmanla vazgecilen yemek yedirme mucadelesi, uyutma, uyandirma, aksam yemegi, gece yuruyusu seklinde rutin bir gunler silsilemiz oldu bu tatilde 2 hafta boyunca. Yoldan emziklerini, coraplarini, ayakkabilarini ve firlatip attigin bilimum seyleri topladik arkandan her aksam yuruyusunde.
Yine de birtanemizsin bizim, canimizi da cikarsan, sacimizi basimizi da yolsan, hayatimizi zehir de etsen balbadem de, seni cok ama cok seviyoruz tatil canavarim benim.
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!
Blog sahibinin notu: Bu yazi gunlerdir mail trafigimi altust etmekte, heryerden, herkesten geldi bana da. Kaynagi internet, kime ait bilmiyorum ama sanirim tum annelerin hislerine tercuman. Umarim yazi sahibi kendini desifre eder de altina imzasini ekleriz yakin zamanda.
17. ayini tamamlamaya gunler kalmisken bu aradaki gelismelerini ve yasanmisliklari yazmak farz oldu cunku oyle hizli buyuyor, oyle guzel gelismeler gosteriyorsun ki....
En guzel gelismen 25 Nisan'da kosa kosa gelip opucuk vermeye calisman. 'Gel mamaya opucuk ver' dedigimde isini gucunu birakip kosuyorsun mamana. Baska kimseye de degil, sadece mamana :))) Tuhaf bir gurur-kasinti arasi bir duygu yasiyorum bu durumda cunku diger 'gel opiyip' diyenlere tepki vermiyorsun :))))
Yayanla o kadar cok ve guzel vakit gecirdin ki, artik senin bos ve surekli cekimler yapan bir kaset oldugun hissine kapildik. Bir seyi 1 kere gostermek yetiyor, ikinciye gerek bile yok. Aldigimiz yazi tahtasini silmeyi bir kere gosterdim, 2 dakika sonra kendi kendine yazip cizmeye basladin. Cim cim madnotzig'i yayan 1 kere gosterdi, ikinciye gerek kalmadi, simdi her cim cim dedigimizde ellerini ustuste koyup salliyorsun ayni oyundaki gibi. Meeeg meeg babayin isenk dedigimizde direk saydiriyorsun bir bir parmaklarinla. Kopekli sarki calmaya basladiginda ya da sokakta bir havlama duydugunda o minicik bezelye agzinla 'haaauuuu' yapiyor bizi gulmekten olduruyorsun. Hatta daha sarki baslamadan, bir onceki sarkinin bitmesine yakin hauuuu'lamaya basliyorsun. Aynisini zapig zapig sarkisi baslamadan bir onceki sarkinin sonunda da alkis tutmaya basliyarak yapiyorsun. Oyle de tatli yapiyorsun ki bunu...
17. ayini deden ve yayanla paylastin. Tum gelisimini, huysuzluklarini, hastaliklarini, uykunu, uyanikligini, neseni, huznunu.... Oyle zevk aldik ki seninle herseyi yasamaya hep beraber, simdilerde donus tarihi yaklasan yayani cok agir bir huzun kapladi sensiz ne yapacak diye. Buyuk yayan istanbul'da hasta yatiyormus, umarim seni gormeden biryerlere gitmeye kalkismaz cunku agustos-eylul gibi onu gormeye gidecegin insallah.
Herkes, ama herkes, taniyan tanimayan, goren gormeyen, seni oyle cok seviyor ve merak ediyor ki bilemezsin. Bircok evin nesesi, bircok evin huzuru ayni zamanda endisesi oldun sen. Hastaliginda ararlar, dogum gununde, aydonumlerinde kutlarlar, inci tanelerin patladiginda bizimle sevinirler, hastalandigindaysa bizimle uzulurler onlar. Seni oyle cok seven var ki minicigim...
Kapilari artik aciyorsun. Haddin ve iznin olmadan girdigin her odayi nesenle oyle bir senlendiriyorsun ki sana kizmak ne mumkun.
Elektrik supurgesine asik oldun en son. Nereye saklasak saklayalim onu senden ayirmak mumkun olmuyor. Saklandigi her koseden cekip alarak etrafi supurmeye calisiyorsun o minicik bedeninden umulmayacak bir kuvvetle. Elinden aldigimizda kopardigin kiyameti anlatamam bile :))
Nesen daim, mutlulugun sonsuz, sagligin hep iyi olsun minicik kusum benim...
15 aylik yazini yazicaktim 1 ay kadar once. Firsat olmadi bir turlu. Uzerinden koca 1 ay bir de 8 gun gecmis, sen 16. ayini devirip 17. ayindan 8 gunu de almissin biz farketmeden.
Aslinda farkettigimiz oyle cok sey var ki... Artik herseyi anliyorsun. Yere cok siki basip istedigin yere istedigin sekilde gidiyorsun. Elinden birsey alindiginda veya istedigin sey yapilmadiginda kendini yere atip hungur hungur agliyorsun. Herkesi taniyorsun. Pusetinde artik uyumak yerine sagi solu kesip ona buna gulucuk dagitip baybay yapiyorsun. Artik nerenin acigidini, caninin ne istedigini anlatmaya cabaliyorsun hareketlerinle.
Daha neler neler...
Bu ay pek ugurlu gelmedi sana. Daha 16. ayinin son gununde hastalandin, 1 hafta surdu kendine gelmen. Kusma nobetleriyle baslayan kotu gunler ishal, uykusuzluk ve en sonunda bizi sevindiren 'ben geldim' diye beyaz beyaz bagiran kocaman azilarinla son buldu. Tam kendini toparlamistin, tam sutunu icmeyi hatirliyordun, yemegin yenecek birsey oldugunu ogreniyordun tekrar ki bu sefer de o kotu 14 nisan gunu geldi.
Boceklerden ve yesilden neden nefret ettigimi bir kez daha anladim simdi. Millet doga diye poposunu yirtarken ben yesilin her tonundan nefret ederim. Fareyi bile seven ben, boceklerden korkarim, orumcek gorunce ciglik atarim. Bosuna degilmis. Nerden bilelim ki sakin sakin gezdigimiz sicak bir cumartesi gunu agactan dusen koca bir bocek kulagina girip bizim de senin de gozyaslarimizi saatlerce akitacak. Ne bilelim ki o kucucuk vucudun sudan bir sebeple narkozlara magruz kalip ameliyathane taniyacak?
O namussuz bocegin cesedini verdiler hastaneden. Sakliyorum, sana gosterecegim yakinda anlatacagim neler oldugunu. O zamanlar geldiginde artik ay degil yas sayiyor olacagiz beraber ve bu kotu gunun agirligi bizi birakmis olacak...
Iyi gunler hep yaninda olsun ugursuz baslayan bu 17. ayinda. Guzellikler elle tutulacak kadar yakininda, kotuluklerse en uzaginda olsun senin minik melegim benim...
Bugun senin 14 aylik olmani hayretle ve saskinlikla izlerken zaman ne cabuk geciyor diye sasiriyorum. Daha dogum gununu, 13. ayini yeni kutladik. Hatta dogumunu bile daha dun gibi hatirliyorum oysa ki ustunden koskoca 14 ay gecmis takvimlere gore. Bu 14 ayda neler yasadik beraberce. Buyume hizini bir kenara koyalim, aci tatli ne cok animiz oldu daha simdiden. Blogunu guncellerken bunlari yazacagim kimin aklina gelirdi ki 14 ay once.
En aci olayi sen 13 ayini doldurdugunda yasadik minik mucizem. Hrant'imizi katlettiler. Kimi diyor 17 yasindaki bir milliyetci, kimi diyor sucsuz dogan bir bebek. O da senin gibi dogdu, temiz, saf, apak bir hayata kosarak geldi denilene gore 17 yil kadar once. Ama gel gor ki ne cok hayat karartti. Oncelikle Rakel'inkini, sonra Arat'in, Delal'in ve Sera'nin hayatlarini... Ve daha kimlerinkini... Cenaze torenine bakilirsa yuzbinlerin hayati karardi. Herseye ragmen pembe olan umutlarimizi karartti, baris guvercinimizin kanini akitti Osmanbey sokaklarinda. Acili yuzbinler kaldi ardinda...
Acimiz cok buyuk melegim. Sen daha hissedemiyorsun bu acilari cok sukur, daha melek kalbin tanismadi aciyla, ölümle ve cinayetlerle. Umarim hic tanismaz. Umarim o aci gunler geldiginde bunlari bizden daha kolay atlatabilecek olgunluga erismis olursun.
Sen o tatli mi tatli gulusunle hayata o kadar saf, temiz, pembe baglanmissin ki, cocuk aklin ermiyor, uzunca bir sure de ermeyecek bu olanlara. Umarim hicbir zaman anlayamazsin bunlari, umarim anlamaya calisip da katmerlemezsen acini, umarim o minik kalbin kirilmaz hic bu tur acilarla.
Biz yaslandik, bu acilar cok yaslandirdi bizi. Kocaman bir yuregin vurulmasi bizi yikti, bizi de vurdu umutlu yuregimizden o kursunlar. Cani acidi mi Hrant'in bilmiyorum, bizim kadar cani yaniyor mu simdi bilmiyorum. Yukarilardan izliyorsa olan biteni bir sekilde eminim o guzel, kocaman mi kocaman gulusu yuzunu aydinlatip 'iste boyle olmali' diyordur; 'evet ben bunu istiyordum iste oldu' demeli…
Oysa ki...
Oysa ki...
Oyle aciliyiz ki hala, olayin aydinlanmamasindan, olaylarin ardindaki entrikalardan, bu olayin son olmayacaginin bilinciyle oyle aciliyiz ki...
Cenaze arabasinin ustunden ayrilamayan, sonra da ucarak Agos'a giren kanadi kirik guzel guluslu guvercinimiz, BARON HRANT, Agos burosunda dedenin odasinda yasamini surduruyormus bugday ve suyla beslenip huzunlu bakislara bir gulucuk katma umuduyla, ayni Hrant gibi, ayni Agos calisanlari gibi, ayni bizim gibi.
14. ayin kutlu olsun melegim. Kursunlar, kotulukler, pislikler uzak olsun senden, bizden hepimizden...
Sana acisiz, ölümsüz, katliamsiz, guzel, umutlu gunler, aylar, yillar ve koca bir hayat diliyorum minik mucizem.
Seni cok seven, tum acisina ragmen gulusunle hayata baglanabilen Mama'n...